Besob Logo

Ahilik ve Spor

GELENEKSEL OKÇULUK VE GÜREŞ SPORUNDA AHİLİĞİN ETKİLERİ

Doç. Dr. Özbay GÜVEN
(Gazi Üniversitesi Beden Eğitimi ve Spor Yüksek Okulu-TÜRKİYE)

GİRİŞ

Ok meydanlarının kurulmasıyla okçuluk düzenli bir örgüte ve kesin kaidelere bağlanmıştır. Ok meydanlarının bir vakfa bağlı oluşu, seçimle iş başına gelen yönetici kadroları, iç-tüzüğü ve sicile kayıtlı çok sayıda üyesi ile modern birer spor kurumudurlar. Bu bakımdan, dünya spor tarihinde ilk spor kuruluşları olarak karşımıza çıkarlar. ılk bakışta sadece bir eğlence ve merak gibi görünen ok atışlarında, aslında belli töre ve prensiplere sıkıca bağlılıktan doğan ciddî ve disiplinli bir hava hâkimdir. Bunda ıslâmî inançların da büyük rolü olmuştur. Meydanın mescid kadar kutsal sayılması, meydana abdetsiz veya içkili olarak girilmemesi, örgüt reisinin "şeyh" diye anılması, "ok" ve "yay"a kutsal birer eşya diye bakılması ve atışların duâ ile başlatılıp sürdürülmesi bunu göstermektedir (32, s. 35).

Kemankeşlerin/atıcıların yalnız iyi birer atıcı olması yetmezdi. Aralarında her türlü rekabetin üstünde, saygı ve sevgiye dayanan bir dostluk ve kardeşlik havasının esmesine de dikkat edilirdi. ıhtiyarlara, kıdemli atıcılara ve üstâda saygı göstermek sözlerinden çıkmamak şarttı. Atışta hileye sapanlara, yolsuzluk ve serkeşlik edenlere fazla müsamaha gösterilmez, "Bizimle oturma!" denilerek örgütten, çıkartılırdı. Risâlelerde, ünlü okçuların biyografileri verilirken, yalnız atıcılık gücü değil, nasıl bir kişi olduğu da belirtilir. Çoğu için "sâlih", "ehl-i imân", "ruhu pâk" ve "tarafeyni ma''mûr" gibi sıfatlar kullanılmıştır(32, s. 35).

Meydan odasında yapılan sohbet toplantılarının; gençlerin görgü ve bilgisini arttırmak, onları saygılı, disiplinli, yardım sever kişiler kılmak gibi eğitimsel bir fonksiyonu vardı. ıhtiyar ve tecrübeli kemankeşler okçuluk anılarını anlatırlar; bunlardan ibret verici sonuçlar ve öğütler çıkartılır, gelenek ve törelerin devamı sağlanırdı (32, ss. 35-36).

Yemek ve sohbet toplantılarında kıdem sırasına titizlikle uyulduğu halde, meydanda ve atışlarda meslek ve rütbenin önemsenmediği bir eşitlik ortamı bulunuyordu. Atışlara her meslekten insanın sosyal durumu ne olursa olsun katılabilmesi, zengin ve nüfuzlu kişilere ayrıcalık tanınmaması bunu göstermektedir. Sadrazam Kara Mustafa Paşa''nın Ok Meydanı''na her gelişinde: "Vezirliğim orada kaldı, şimdi aranızdan herhangi bir kişiyim, bana öyle muamele edin" demesi, meydanın töresini bilen bir kemankeş olmasındandı. Okçuluk risâlelerinde "Burası er meydanıdır. Burada şah ü gedâ birdir" sözü ile bu eşitlik inancı sık sık dile getirilerek anılır. (32, ss. 36, 103).

Padişah, zengin, fakir, büyük ve küçük ayırımı yapılmadan herkes burada belirtilen kurallara uymaya, ihtiyarların yönetimine, atıcıların örf ve adetlerine ve Kanuna (Deb-i dirin-i tirendazana) uymaya mecburdur(13, s. 437). 18. -19. Yüzyıllarda, Ok Meydanı''na daha çok saraya mensub kişilerin rağbet etmesi bu eşitlik töresini zedelemiştir. Toplumsal sınıfların birbirinden kesinlikle ayrıldığı bir devlet yönetiminde, bu ayrıca dikkat çekicidir(32, s. 36).

Spor geleneğimiz içerisinde Asyatik ve ıslâmi unsurlar birbirleriyle etkileşerek uzun süre yaşamıştır. Diğer sosyo-kültürel kurumlarla etkileşen spor da, dinî-ekonomik bir kurum olan ahilikten bazı etkiler almıştır. Çalışmanın amacını oluşturan bu fenomenler başlıca şu başlıklar altında toplanabilir: Pîr, Hiyerarşi, Ritüeller, Türklük gelenekleri, ıslâmî kurallar, Sosyal dayanışma, Spor ahlâkı prensibi ve Bilgi birikiminin aktarılması ve sürekliliği.